İstanbul Modern’in 2012 yılından bu yana her yıl gerçekleştirdiği ve dünya çapında tanınan müze uzmanlarını sanatseverlerle buluşturan “Müzeler Konuşuyor” programı çerçevesinde Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle Van Gogh Müzesi Direktörü Emilie Gordenker, sanatseverlerle bir araya geldi.
Etkinlik, İstanbul Modern Oditoryumu’nda gerçekleştirildi ve Gordenker, “Nicelik Yerine Nitelik: Yeni Bir Stratejik Yönelim” başlıklı bir konuşma yaptı.
Programın açılışında söz alan Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga, Van Gogh Müzesi ile kurulan derin kültürel bağ hakkında şunları ifade etti: “Van Gogh’u nasıl canlı tutmalıyız, onu bir klişe haline gelmekten nasıl korumalıyız? Van Gogh’u ve onun birçok takipçisini çağdaş sanatla ve güncel akımlarla nasıl ilişkilendirebiliriz? Aynı zamanda bu adamın ardındaki hikaye nedir? Bunlar gerçekten keşfedilmeye değer.”
“Olabildiğince fazla insanı ağırlama fikrinden uzaklaştık”
Van Gogh Müzesi Direktörü Emilie Gordenker, müzenin uluslararası ölçekteki büyüklüğü ve ulaştığı ziyaretçi sayısıyla ilgili bilgi vererek yönetim anlayışındaki değişimi şu şekilde aktardı:
“Biz müze olarak büyüklükten yani ‘büyümeden’, olabildiğince çok insanı ağırlama fikrinden uzaklaştık. Bunun yerine ‘Kimlere ulaşamıyoruz, kimler müzeye neden gelmiyor?’ sorularını sorgulamaya başladık. Çeşitlilik ve nitelik buna işaret ediyor. Bu strateji oldukça radikal. Hemen hemen her müze büyümek, daha büyük olmak, daha fazla ziyaretçi ve gelir elde etmek istiyor. Ancak biz de mevcut faaliyetlerimizi sürdürebilmek için yeterli finansmanı sağlamalıyız. Fakat bunu en iyi şekilde gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.”
Müzenin yılda yaklaşık 1,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirten Gordenker, bunun binanın boyutu göz önüne alındığında büyük bir operasyonel zorluk oluşturduğunu ifade etti. Güvenli ve keyifli bir ziyaret deneyimi sunabilmek adına zaman dilimi rezervasyon sistemini dikkatlice uyguladıklarını ekledi.
Jo Bonger, Vincent van Gogh’u dünyaya tanıttı
Gordenker, sunumunda Van Gogh Müzesi’nin mevcut koleksiyonunun ardındaki az bilinen ve kahramanca hikayeleri katılımcılarla paylaştı.
Vincent van Gogh’un hayatına 1890’da trajik bir şekilde son vermesinin ardından kardeşi ve en büyük destekçisi Theo’nun da altı ay sonra vefat ettiğini anlatan Gordenker, hikayenin merkezinde yer alan kişinin Theo’nun eşi Jo Bonger olduğunu vurguladı.
Jo Bonger’ın o dönemde oy hakkının bile bulunmadığını ve sanat piyasasındaki tüccarların kendisine yukarıdan baktığını belirten Emilie Gordenker, Jo’nun kocasının idealini gerçekleştirmek için Vincent van Gogh’u dünyaya tanıtmayı yaşamının misyonu haline getirdiğini şu sözlerle açıkladı:
“Jo Bonger, koleksiyondaki eserleri titizlikle seçerek doğru fiyatlarla sattı. Hatta başka bir önemli koleksiyoner olan Helene Kröller-Müller tüm koleksiyonu satın almak istediğinde ‘Hayır’ dedi. Jo, koleksiyonun dağılmasına izin vermedi. 1924’te Samuel Courtauld ‘Ayçiçekleri’nin bir versiyonunu satın alarak Londra Ulusal Galerisi’ne yerleştirdiğinde Jo ‘Artık işim bitti; Vincent dünyanın en iyi resimleri arasında yer alıyor.’ diyerek satışları durdurdu ve kısa süre sonra vefat etti.”
Koleksiyonun daha sonra ünlü ressamın yeğeni mühendis Vincent Willem van Gogh tarafından bir vakfa dönüştürüldüğünü ve Hollanda devletiyle yapılan anlaşma sayesinde kalıcı olarak kamuya açık hale getirildiğini aktaran Gordenker, müzenin sadece tek bir sanatçının eserlerini değil, 1850’den 1910’a kadar uzanan geniş bir sanat bağlamını ve çağdaş akımları da kapsadığını belirtti.
Gordenker ayrıca stratejilerinin temel taşlarından biri olarak akademik mükemmeliyet ve uzmanlığı öne çıkararak yalnızca sergi sunan bir kurum olmadıklarını; kendi gelirleri ile akademisyenleri ve araştırmaları desteklediklerini söyledi.
Müzenin bütçesinin yaklaşık yüzde 20’sinin dükkanlar ve ticari faaliyetlerden sağlandığını; geri kalan kısmının ise bilet gelirleri ile sponsorluklarla dengelendiğini söyleyen Gordenker, temel ilkenin “nicelik değil nitelik” olduğunu ifade ederek kaliteli ürünlerin ve sunumların müzenin mesajını güçlendirdiğine dikkat çekti.
Etkinlik konuşmanın ardından sanatseverler ile müze profesyonellerinin katıldığı soru-cevap bölümüyle devam etti.